Avukat

gallery/twitter-512x512
gallery/293461fb25ce9c7c449e24d43792ae2f
gallery/linkedinlogo
gallery/official_logo_of_the_justice_party_(united_states)

 

Elvan Bağ Canbaz

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA

 

 

MK. M. 161/1’e göre “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.”

TANIM          :Zina,  eşlerden birinin,  evlilik birliği devam ederken karşı cinsten bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması şeklinde tanımlanabilir. Yani zinadan söz edebilmek için öncelikle kişi evli olmalıdır. İkincisi bu kişinin eşinden başkasıyla karşı cinsten bir kişiyle cinsi ilişkide bulunması gerekir. Burada dikkat edilecek husus hemcinsle cinsel ilişkinin zina kabul edilmeyeceğidir. Ancak bu durumda boşanma davası MK.m.163’e göre haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanılarak açılabilir.

MK. m 161’e göre zina, kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir.

Kusura dayalı olması  :Zinadan söz edebilmek için eşin isteyerek evlilik dışı cinsi münasebette bulunması gerekir. Bu açıdan örneğin eşin kaçırılıp tecavüze uğraması halinde zinadan söz edilemez. Yine uyuşturucu verilerek veya bayıltmak suretiyle kişiyle cinsel ilişkiye girilmesi durumunda zina söz konusu olmayacaktır.

Mutlak olması             :Evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi şartını aramayan boşanma sebeplerine mutlak boşanma sebebi denir. Bu durumun kanıtlanmış olması halinde hâkimin takdir yetkisi olmayıp, boşama kararı vermek zorundadır.

Özel olması                 :Evliliğin temelinden sarsılması genel bir boşanma sebebidir. Bu sebep dışında kanunda özel olarak sayılmış sebepler özel boşanma sebepleridir.

ZİNA SEBEBİYLE DAVA AÇMA SÜRESİ

MK.m.161/2’ye göre “         Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.”

 

Kanun maddesine göre iki ayrı hak düşürücü süre vardır.

 

Birincisi; eş, zinayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde zina sebebiyle boşanma davasını açmalıdır. Aksi takdirde bu süre geçtikten sonra bu sebebe dayanarak dava açamayacaktır.

 

İkincisi; eş, zina fiilini öğrenmemişse fiil üzerinden beş yıl geçtikten sonra artık öğrense de üzerinden beş yıl geçmiş olan zina fiiline dayanarak dava açamayacaktır. Yine bu beş yıl içinde herhangi bir zamanda zinayı öğrendiği takdirde öğrenme anından itibaren altı ay içinde davayı açmalıdır. Beş yıllık süre hak düşürücü süre olduğu için hâkim bu hususu re ’sen dikkate alacaktır. Ancak zina fiili devam etmişse her zinadan sonra süreler baştan tekrar işlemeye başlar. Son fiilden itibaren beş yıllık süre dolmamışsa boşanma davası açılabilir.

 

ZİNANIN İSPATI  

Eşler ayrılık kararı sonucu ayrı yaşıyor olsalar bile yine eşin dışında başka birisi ile cinsi münasebet zina sayılır. Ancak cinsi münasebet olmaksızın başkasıyla yakın ilişkide bulunma veya flört etme zina olmamakla birlikte zinanın varlığına karine oluşturabilecektir. İspat edilen bazı olaylar ve olgular zinanın bulunduğu hususunda hâkimde kanaat            oluşturduğu takdirde hâkim zina sebebiyle boşanmaya karar verebilecektir. Çünkü zinanın ispatında suçüstü aranmaz. Hâkimde bu yönde kanaat oluşturacak bir takım emareler bulunması davanın ispatı açısından yeterli görülmektedir. Bu açıdan zinada delil konusunda serbestlik olup, davacı zinayı her türlü delille ispat edebilecektir. Belirtmek gerekir ki davalının ikrarı başkaca delillerle desteklenmedikçe hâkimi bağlamaz. Hakim hukuk sınırları içerisinde tam bir serbestlikle delilleri değerlendirecek ve bu konuda bir karar verecektir.

 Zina mutlak boşanma sebebi olduğu için ayrıca evliliğin temelinden sarsılması koşulu aranmayacaktır.

ZİNAYI AF

MK. M.161/3’e göre “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

Kanunda zinayı affeden eşin bu sebebe dayanarak boşanma davası açamayacağı düzenlenmiştir. Söz konusu af, zina fiilinden sonra olmalıdır. Zinadan önce eşin zinaya rıza göstermiş olması hali ahlaka aykırı olacağından  af kapsamında değerlendirilmeyecektir. Yani eş, öncesinde zinaya rıza göstermiş olsa bile sonrasında zina sebebiyle boşanma davası açabilecektir. Ancak eş, sadece rıza göstermeyip aynı zamanda teşvik etmişse sonrasında açılacak olan boşanma davası hakkın kötüye kullanılması sebebiyle reddedilecektir.

Af açık veya örtülü olabilir. Ancak eşin davranışlarından af iradesinin bulunduğu açıkça anlaşılmalıdır. Af şarta bağlı olarak ta yapılabilir. Örneğin; eşin durumu düzeldiği takdirde veya aile birliğine aykırı hareketlerinden vazgeçmesi halinde kişi eşini affedeceğini belirtebilir. Boşanma davasının açılması veya boşanma talebinden vazgeçme, aile birliğinin devam etmesi, af anlamına gelmez. Hatta kişinin eşi ile cinsi münasebette bulunmaya devam etmesi de affa delil olmaz. Affın var olabilmesi için eşler arsında münasebettin dışta yabancılar tarafından samimi bir şekilde görülmesi gerekir. Eşlerin birlikte eğlence yerlerine gitmeleri, seyahate çıkmaları gibi durumlar barışma, af olarak takdir edilebilir.

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

2. HD 23.02.2005 Tarih 2005/832 E. 2005/2668 K                         :(BİR BAŞKA KADINLA DÜĞÜN YAPARAK EVLENMEK VE ONUNLA BİRLİKTE YAŞAMAK ZİNAYA KARİNEDİR)
T.C.YARGITAY 2. HD. E. 2005/832 K. 2005/2668 T. 23.2.2005                        :BOŞANMA ( Zina Sebebiyle - Kadının Açtığı Davadan Feragatinden Sonra Davalı Kocanın Bir Başka Kadınla Düğün Yaparak Evlenip Birlikte Yaşadığı/Boşanma Koşullarının Oluştuğu )
 2. HD E. 2004/13709 K. 2004/14684 T. 8.12.2004                        : (Davalı kadının kocası işe gittikten sonra, kocasının amcası R.'yi eve aldığı, bu kişinin sabah saat 08.30 - 09.00 gibi gelip, akşam saat 16.00-l6.30'a kadar uzun süre evde kaldığı, bu durumun sık sık tekrarlandığı ve devam edegeldiği anlaşılmaktadır. Kadının gerçekleşen eylemi sadakatsizlik olup bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar. Bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekirken, davanın reddi doğru görülmemiştir.)
 2. HD E. 2008/20278 K. 2010/1423 T. 1.2.2010                : (Aynı İşyerinde Çalışan Bir Başka Erkekle Telefonla Görüşme Mesaj Gönderme ve Bu Kişinin Arabasına Binmiş Olma Zinaya Delalet Eden Davranışlar Niteliğinde Olmadığından Reddi Gereği )
2. HD 28.09.2010 2009/11464 E. 2010/15575 K.               : (Kadının gece geç saatte, eşinin olmadığı bir zamanda eve yabancı erkek alması meşru bir amaca yönelik olduğu kanıtlanmadıkça zinanın varlığına delalet eder.)
(2. HD 27.03.2013 tarih 2012/22511 E. 2013/8420 K.        : (ZİNA EYLEMİ FOTOĞRAF, BİLGİSAYAR ÇIKTISI VE TANIK BEYANLARI İLE İSPAT EDİLEBİR)
2.HD E: 1988/840 K: 1988/9547 T:24.10.1988                   :ÖZET: Davacı koca, 8.8.1987 tarihinde gerçekleşen zinaya dayanarak 11.2.1988 gününde boşanma isteminde bulunmuştur. Zina sebebiyle boşanma davası açmaya hak kazanan karı ya da koca, boşanma sebebini yani davalı eşin zina yapması olgusunu öğrendiği günden başlayarak altı ay içerisinde dava açması zorunludur. Ceza davasına konu olan eylem münferit (tek) kalmış, ondan sonra zinanın devam ettiği ispat ve hatta, iddia edilmemiştir. Şu durumda altı aylık sürenin geçmesinden sonra açılan işbu boşanma davasının reddi gerekir.
Yargıtay 2. H.D. 2007/843 E. 2007/2591 K. 22.02.2007 Tarih : (Davacının da davalı ve gayri resmi yaşadığı kadınla bir süre beraber yaşamasının kocasını affettiği anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır)
Yargıtay 2. H.D.2009/21656 E. 2011/1 K. 17.01.2011 Tarih : (Tarafların aynı evde birlikte yaşamaları birbirlerini affettikleri sonucunu doğurmayacağı gibi, ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir)
2. HD. 20.09.1977 tarih 1977/5323 E. 1977/6399 K.                      :           (ZİNA EYLEMİNİN TAMAMLANMASI GEREKMEZ. TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALAN ZİNA EYLEMİ DE BOŞANMA SEBEBİ SAYILIR.)