Avukat

gallery/twitter-512x512
gallery/293461fb25ce9c7c449e24d43792ae2f
gallery/linkedinlogo
gallery/official_logo_of_the_justice_party_(united_states)

 

Elvan Bağ Canbaz

VELAYET DAVASI NASIL AÇILIR?

 

Velayet; küçüklerin, bazı durumlarda da ergin kısıtlı çocukların kişiliklerinin ve mallarının korunmasıyla, onların temsili konusunda ana babanın sahip oldukları hak ve yükümlülüklerin tümünü ifade etmektedir. Evlilik birliği devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ancak, ortak hayata son verilmiş olması veya ayrılık hali gerçekleşmiş olması durumunda hâkim, velayet hakkını eşlerden birine verebilir. Velayet hakkı kendisinde olan tarafın yeniden evlenmesi, kural olarak velayet hakkının kaldırılmasını gerektirmemektedir. (MK.m.349/I). Fakat bazen yeniden evlenmeler çocuğun durumunu menfi yönde etkileyebilir, onun sağlıklı gelişimini bozabilir. Bu sebeple yeniden evlenme halinde çocuğun menfaati gerektirdiği takdirde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilecektir (MK.m.349). Hâkim çocuğun menfaati bakımından lüzum gördüğü takdirde velayeti önceki eşe verebileceği gibi, velayeti kaldırıp çocuğa bir vasi de tayin edebilecektir.

 

DAVA NEREDE AÇILIR     :Velayet davası davanın açıldığı sırada davalının  yerleşim yerindeki Aile Mahkemelerinde açılır. Aile mahkemesi olmayan yerlerde Aile Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır.

 

VELAYET DAVASINI KİMLER AÇABİLİR     :Davayı anne, baba veya çocuğu evlat edinmiş olan kişi açabilir.

 

DİLEKÇEDE OLMASI GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR           :Dilekçe yetkili aile mahkemesine hitaben yazılır. Dava dilekçesinde davacının adı soyadı, TC numarası, adresi, davalının adı soyadı ve adresi yazılır. Varsa tarafların vekillerinin ad, soyadı ve adresleri yazılır. Kısaca konunun ne olduğu belirtilir ve açıklamalar kısmında maddeler halinde davaya ilişkin sebepleri doğuran somut olaylar anlatılır. Dilekçede iddialara ilişkin deliller gösterilir. Sonuç kısmında talep kısaca belirtilir. Sonunda davacının veya varsa vekilinin imzası atılır. Dilekçede bazı hususların eksik olması halinde hâkim davacıya eksiklileri tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksiklik tamamlanmalıdır. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır.

 

 

DAVADA ETKİLİ OLABİLECEK KRİTERLER NELERDİR?

 

-Anne ve babanın sağlık durumu, davranışları, fiili statüsü  : (Alkolik olması, akıl hastası olması, psikolojik ve ruhsal problemlerinin olması, dengesiz olması, ölmüş olması, Anne veya babadan birinin sadakatsiz olması, şiddet uygulaması, velayeti istememesi, kötü davranması, tehdit etmesi, tutuklu olması, Mesleğinin ne olduğu, ekonomik durumları, yaşanılan ortam, adli sicil kaydında suç kayıtlarının bulunması..)

 

 

 

Boşanma davasında ispatlanmış deliller velayet davasında etkili olabilecektir. Örneğin; annenin çocukla ilgisiz olması veya babanın eve uğramaması bu sebeple çocukla iletişiminin olmaması ve bakımına katkı yapmaması gibi... Yine eşler arasında anlaşmalı boşanma protokolü varsa velayet hususu bu protokoldekine uygun şekilde karara bağlanacaktır. Boşanma davasında hâkim velayet hususunu re ’sen dikkate alacak ve bu konuda bir karar verecektir. Mahkeme velayeti anne veya babadan birine vermekle yükümlüdür. Ancak şartlar gerçekleştiği takdirde çocuk mahkeme tarafından 3. Bir kişiye verilebilir veya bir kuruma yerleştirilebilir.(TMK m. 182)

      5.   DAVADA İLERİ SÜRÜLEBİLECEK HUSUSLAR NELERDİR?

  -Çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi:  Çocuk ile velayet hakkı kendisinde olmayan taraf arasındaki doğrudan doğruya veya dolaylı olan kişisel ilişkinin velayet kendisinde olan tarafça engellenmesi, velayetin değiştirilmesi sebeplerindendir. Ancak bu engelleme halini ileri sürmek yetmeyip bunun kanıtlanması gerekmektedir. Aksi takdirde davanın reddi söz konusu olacaktır.

 

  -Çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan ana babada veya 3.kişide bırakılması:  Çocuğun velayet hakkı olmayan kişide uzun süre fiilen bırakılması velayetin değiştirilmesi sebeplerindendir. Bu durum Yargıtay kararlarında velayet görevini savsaklamak olarak değerlendirilmektedir.

 

  -Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer haller:  Çocuğun menfaatinin gerektirdiği diğer hallerde de velayetin değiştirilmesine karar verilebilir. Ancak velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmediği ispatlanmalıdır. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Maddi durumun iyi veya kötü olması velayetin değiştirilmesine sebep olmaz, yapılması gereken maddi durumu iyi olup velayet kendisinde olmayan ana veya babanın ödeyeceği iştirak nafakasını arttırmaktır. Davalının davacıya göre var olan sosyal statü eksikliği de velayetin değiştirilmesine neden olmaz. 

 

VELAYET DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

 

…… MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

 

                   :…………………………..     (TC Kimlik No: ……………..)

Adres                         : …………………………………….

 

VEKİLİ                     :…………. ………………. , Adres                         …………………………………………..

 

DAVALI                   : :…………. ………………. , Adres                                   …………………………………………..

 

KONU                       :Müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak  davacı babaya verilmesi talebimizden İbarettir.

AÇIKLAMALAR                :         

1.Müvekkilimiz ile davalı ………. Aile Mahkemesinin …/…/… gün ve …/… E., …/… K. Sayılı kararı boşanmışlardır. İşbu davada müşterek çocuğun velayeti davalı anneye verilmiştir.

 

2. Fakat davalı anne çocuğun velayeti kendisine verildiği süre boyunca annelik görevlerini yerine getirmemiş, çocuğu ihmal etmiştir. Baba tarafından çocuğa ödenen nafakayı da kendi isteği doğrultusunda kullanmakta çocuk için kullanmamaktadır. Kendisi boşandıktan sonra evlenmiş, evlendiği şahıs tarafından çocuğa şiddet uygulanmasına da göz yummuştur. Bu koşullarda çocuğun davalı annede kalması hem manevi yönden hem de fiziki yönden kendisi açısından tehdit teşkil etmektedir.

( belirtilen hususlar tanık beyanı ile ispat edilecektir. Yine pedagog tarafından çocukla yapılacak görüşmede çocuğa da sorulabilecektir. )

 

3. Davacı baba bütün zamanını çocuğu için harcamaya hazır olup, annesi ile yaşıyor olması da çocuğun bakımı için ayrı bir avantajdır. Çocuğun velayetinin babaya verilmesi halinde ayrı bir odası ve tartışmadan uzak bir ortamı olacaktır. Babanın maaşının iyi olması da çocuğun geleceği için gerekli tüm yatırım ve tedbirlerin alınması için önem arz etmektedir.  Müşterek çocuk da babasında kalmak istemekte olup, menfaati gözetilerek velayetinin davacı babaya verilmesini talep etme zarureti doğmuştur.

 

 DELİLLER                           :  ……………….. Aile Mahkemesinin …/…/… gün, …../…… Esas ve ……./…….Karar sayılı dosyası, tanık, yemin vs her tür yasal delil.

 

HUKUKİ SEBEPLER          :  TMK md. 339 vd. ve İlgili mevzuat.

 

TALEP SONUCU                :  Yukarıda kısaca arz ve izah edilen nedenlerle davamızın kabulü ile müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak müvekkilimize verilmesini , yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasını arz ve talep ederiz.

                                                                                                          AV…..

 

 

VELAYETE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

 

T.C.  YARGITAY  2. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1375  K. 2003/2372  T. 24.2.2003

 

• ANNE BAKIM VE ŞEFKATİNE MUHTAÇ KÜÇÜK ÇOCUK ( Ciddi ve İnandırıcı Deliller BUlunmadan Velayetin Babaya Bırakılamayacağı )

 

• BOŞANMA ( Anne Bakım ve Şefkatine Muhtaç Küçük Çocuk-Ciddi ve İnandırıcı Deliller BUlunmadan Velayetin Babaya Bırakılamayacağı )

 

• VELAYET ( Anne Bakım ve Şefkatine Muhtaç Küçük Çocuk-Ciddi ve İnandırıcı Deliller BUlunmadan Babaya Bırakılamayacağı ) 4721/m.182, 336

 

ÖZET : Anne bakım ve şefkatine muhtaç küçük çocuğun velayetinin anne yerine babaya bırakılması, ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı için usul ve yasaya aykırıdır.

 

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

 

2-Müşterek çocuk 12.5.2001 doğumlu Alper, annenin yaşamını idrak edebilecek yaş ve olgunlukta değildir.

 

Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım, şefkatine muhtaç Alper’in Türk Medeni Kanununun 182, 336/2 maddeleri uyarınca babanın velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırıdır.

 

SONUÇ : Hükmün 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/3930  K. 2002/4731  T. 4.4.2002

 

• ÇOCUĞUN KİŞİSEL İLİŞKİSİNİN ENGELLENMESİ ( Aile Bağları ve Fikri Gelişmesini Kötü Etkileyecek Davranışlarında Bulunması - Velayetin Değiştirilmesi )

• VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ ( Kişisel İlişkinin Engellenmesi - Çocuğun Aile Bağları ve Fikri Gelişmesini Kötü Etkileyecek Davranışlarında Bulunması )743/m.149  4721/m.183

ÖZET : Davalının çocuğun davacı ile kişisel ilişkisini engellediği, çocuğun aile bağlarını özellikle fikri gelişmesini kötü etkileyecek bir davranış içerisine girdiği anlaşıldığından, velayetin değiştirilmesine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : 1- Karar başlığında davacının soyadının Efesoy ve Atasoy yazılması doğru görülmemiştir.

 

2- Davalının celp edilen icra dosyasında kişisel ilişki günlerinde çocuğu bulundurmadığı, değişen adresini dosyaya bildirmediği ve müteaadit araştırmalara rağmen de adresinin bulunamadığı böylece çocuğun davacı ile kişisel ilişkisini engellediği anlaşılmıştır. Davalı, çocuğun aile bağlarını özellikle fikri gelişmesini kötü etkileyecek bir davranış içerisine girmiştir.

 

Bu durumda velayetin değiştirilmesine ( 743 SK. 149, 4721 SK. 183 ) karar verilmesi gerekirken davanın reddi usul ve kanuna aykırıdır.

 

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 4.4.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/114  K. 2003/1441  T. 3.2.2003

 

• VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ ( Küçüğün Bakımının İhmal Edilmesi - Velinin Gece Çalışması )

 

• VELİNİN GECE ÇALIŞMASI ( Küçüğün Bakımının İhmal Edilmesi - Velayet Hakkının Değiştirilmesi )

 

4721/m.183, 197, 351

 

ÖZET : Geceleyin çalışarak küçüğün bakımını ihmal edildiğinden velayet hakkının değiştirilmesi talepli davanın kabulü gerekir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : Davalı geceleri de çalışması nedeniyle küçükle yeteri kadar ilgilenememiştir.Türk Medeni Kanununun 183. maddesi koşulları oluştuğundan küçüğün velayet hakkının değiştirilmesi ve davacıya verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir.

 

SONUÇ : Temyiz olunan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 03.02.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/6832   K. 2004/7827   T. 14.6.2004

 

• VELAYET ( Kaldırılması Şartları - Ana ve Babanın Yükümlülüklerini Ağır Biçimde Savsaklaması )

 

• VELAYETİN KALDIRILMASI ( Velayeti Annede Olan Çocuğun 3. Bir Şahsın Yanında Kalması Ve Bakım Ve Eğitiminin Onun Tarafından Görülmesi Nedeniyle )

 

• VELAYET GÖREVİNİN İHMAL EDİLMESİ ( Velayetin Anneden Kaldırılarak Çocuğun Vesayet Altına Alınması İçin Vesayet Makamına İhbar Yapılması Gereği )

 

4721/m. 348

ÖZET :Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayet kaldırılabilir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : Medeni Kanunun 348/2. maddesi; ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayetin kaldırılabileceğini hükme bağlamıştır.

 

Davacının kardeşi Muzaffer ile davalı Mukaddes 31.12.1992'de boşanmış, 16.6.1992 doğumlu küçük Mehmet'in velayeti anneye verilmiş, Muzaffer daha sonra 4.8.2001'de ölmüştür. Toplanan delillerden; 28.3.1993'ten ( onbir yıldan )beri küçük Mehmet'in Serdal isimli üçüncü bir kişinin yanında kaldığı, bakım ve eğitiminin onun tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Bu durum annenin velayet görevini kullanmada ağır ihmalinin bulunduğunu ( savsakladığını )göstermektedir. Mahkemece velayetin anneden kaldırılmasına karar verilmesine vesayet altına alması için ilgili ve yetkili vesayet makamına gerekli ihbarın yapılmasının düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

 

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/1921  K. 2006/8566  T. 31.5.2006

 

• VELAYETİN DÜZENLENMESİ ( Sadece Ekonomik Olanaklar Gözönüne Alınarak Yapılamayacağı - Asıl Olan Çocuğun Menfaati Olduğu )

 

• ÇOCUKLARIN KİŞİSEL DURUMU ( Kardeşlerin Birbirinden Ayrılması Onların Ruhsal Yönden Gelişmelerini Engelleyici Nitelikte Olduğu - Velayetin Düzenlenmesi )

 

• KARDEŞLERİN BİRBİRİNDEN AYRILMASI ( Onların Ruhsal Yönden Gelişmelerini Engelleyici Nitelikte Olduğu - Velayetin Düzenlenmesi Sadece Ekonomik Olanaklar Gözönüne Alınarak Yapılamayacağı )

 

ÖZET : Velayet düzenlemesi, sadece ekonomik olanaklar gözönüne alınarak yapılamaz. Velayetin düzenlenmesinde, asıl olan çocuğun menfaatidir. Kardeşlerin birbirinden ayrılması onların ruhsal yönden gelişmelerini engelleyici niteliktedir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının temyiz itirazları yersizdir.

 

2- Davacı kadının temyizine gelince;

 

Sadece ekonomik olanaklar gözönüne alınarak velayet düzenlemesi yapılamaz. Velayet düzenlemesinde aslolan çocuğun güvenliği ve menfaatidir. Kardeşlerin birbirlerinden ayrılması, onların ruhsal açıdan gelişmelerini engelleyici niteliktedir. 15.09.1998 doğumlu Efehan'ın da velayet hakkının anneye verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

 

SONUÇ : Hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyize konu diğer hususların 1. bentte gösterilen nedenle ( ONANMASINA ), temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 31.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

KONUYLA İLGİLİ MEVZUAT:

A. Genel olarak

MADDE 335.- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.

II. Ana ve baba evli ise

MADDE 336.- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

III. Ana ve baba evli değilse

MADDE 337.- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.

IV. Üvey çocuklar

MADDE 338.- Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler. Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.

B. Velâyetin kapsamı

MADDE 339.- Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.

Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar. Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Çocuğun adını ana ve babası koyar.

MADDE 340.- Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.

Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlarlar.

MADDE 341.- Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir. Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir. Ergin, dinini seçmekte özgürdür.

MADDE 342.- Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler. Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır.

MADDE 343.- Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir. Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.

MADDE 344.- Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer

MADDE 345.- Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.

MADDE 346.- Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.

MADDE 347.- Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.

Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

III. Velâyetin kaldırılması

MADDE 348.- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:

1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velâyet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.

MADDE 349.- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet j

MADDE 350.- Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

IV. Durumun değişmesi

MADDE 351.- Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir. Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re'sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri verir.